Mustafa ölümün asıl anlamını anlama ve nefsini alt etme mücadelesine girişir. Ayşe'nin evlenmesine şahit olup inzivaya çekilen Yareli'ye Şeyh Kudsi yeni bir vazife verir.
İlim tutkusu ve zekâsıyla öne çıkan Muslihuddin Mustafa (Vefa Sultan) büyük bir sınavdan geçmek zorunda kalır. Peşine düştüğü bir soru, onu zorlu ama derin bir manevi yolculuğa sürükler. Vefa Sultan, ilme ve hakikate duyduğu aşk ile Konstantiniyye’nin manevi dokusunu şekillendiren isimlerden biri olur.
Hac vazifesini yerine getirirken gördüğü derin bir rüyanın ardından manevi olarak pirlik yolculuğuna başlayan Muslihuddin Mustafa, yani Vefa Sultan, İstanbul’a artık sadece bir şeyh olarak değil; kalplere dokunan bir mürşit olarak döner. Ancak onu bekleyen sorumluluklar, dergâhın huzurlu atmosferinin çok ötesine uzanır… Büyüyen ve zenginleşen İstanbul’da hayat tüm ihtişamıyla akarken, insan ruhunun sınavları da derinleşmektedir. Vefa Sultan; sabrı, tevazuyu ve kulluğu anlatmaya devam ederken hem müritlerinin hem de yolu şehrin karmaşasında kesişen insanların hikâyelerine ışık tutacak…